8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMALARI
07-03-2019
199

image.png 

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ  

Konuşmama, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak başlamak istiyorum.

Geçmişten günümüze değin, adını sevgi ve saygıyla andığımız kadınlar var: “İnsanlığın anası” Havva anamızdan başlayarak, Peygamber Efendimizin annesi Hz. Amine,  Mustafa Kemal Atatürk’ü yetiştiren Zübeyde Hanım ve daha birçok önemli devlet adamını yetiştiren kadınlar...

Çeşitli alanlarda büyük başarılar gösteren kadınlar; zorlukları aşıp, yokluklara göğüs gerip vatanına, toprağına sahip çıkan Anadolu kadını günlük yaşamın sorumluluklarını yerine getiren ve çalışan, üreten, kadın kimliğine de hayat vermeye çalışan  kadınlar,  Ülkeyi yönetenlerin kararlarına yön verecek kadar etkin; aile içi ilişkileri belirleyecek kadar söz sahibi; engelli çocuğunu sağlam duruşu ve sabırlı yüreğiyle hayata kazandıracak kadar sevgi dolu; meslekî başarısıyla ülkesini yükselten etkin ve güçlü nice isimlerini tarihe yazdırmış kadınlarımız var.

İlk kadın hakimimiz Adalet Yılmaz ile ilk kadın avukatımız Süreyya Ağaoğlu’nu sevgi ve rahmetle anıyoruz

Kadın; sadece anneliğiyle değil; bir birey olarak da görülmeli ve tek bir kimliğin içinde tanımlanmamalıdır. Çünkü kadın, sahip olduğu bütün rollerin yer aldığı zengin bir tanımın içinde hayat bulabilir ve gerçek değerini kazanabilir.

  Bu bir farkındalık günüdür ve kadınlarımızın değeri sadece bir güne sığdırılamaz. O değer günlük değil aslında ömürlüktür. Kadına, insana veya bazı değerlere kıymet vermek, her şeyden önce insanî, ahlaki ve vicdanîdir. Kısacası insanlığın gereğidir. Ne yazık ki her gün yüzlerce kadının psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğü, öldürüldüğü ya da tecavüz edildiği bir dünyada yaşarken, yapabileceğimiz en önemli şey,  çocuklarımızı doğru bir bilinçle yetiştirmek, onların bu konuda farkındalığını ve duyarlılığını artırmaktır. Ancak bu şekilde daha bilinçli bir toplum haline gelebiliriz ve doğru yönde ilerleyebiliriz.

Bin bir umutla her gün yeniden diyerek başladığımız yolda maalesef hep yeni kayıplar veriyoruz. Yine kadınlarımız en yakınlarından zarar görüyorlar. Kadın hakları gününde dahi kadınların uğradığı şiddet ve can kayıpları haberlerde yer alıyor.

Kadına zarar vermek, kadına şiddet uygulamak sadece fiziksel ya da psikolojik olarak zarar vermek anlamına gelmemeli. Yaşanan şiddete, tecavüze, tacize, uygulanan psikolojik baskıya sessiz kalmak da şiddettir. Kadına zarar vereni korumak, görmezden gelmek hatta yok saymak da şiddettir.

Kadına yönelik şiddet ile kadının eğitime, çalışma hayatına ve siyasete katılımındaki engeller sadece kadın sorunu değil, "toplum sorunudur. Ortak amacımız, nüfusun yarısını oluşturan kadınları diğer yarısı ile eşit konuma getirmek için çözümler geliştirmek olmalı. Kadınların gücünü hayatın her alanına eşit katmalıyız.

Anayasa’nın 10. maddesine 2004 yılında, “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” hükmü eklenmiş ve yasal olarak güçlendirilmiştir. Kız çocuklarımızın eğitimine verilen önem ve yapılan yatırım, yarının güçlü toplumu ve üretken ekonomisini mümkün kılacaktır.

Çalışma yaşamı başta olmak üzere her alanda çeşitlilik önemlidir çünkü farklılıklar engel değil, başarı demektir. Cinsiyet eşitliği sağlanmış bir çalışma yaşamının çok daha demokratik, rekabetçi ve başarılı olacağına inanıyoruz.

Siyasetin kadınların potansiyeline, enerjisine ve bakış açısına ihtiyacı var. Kadınların genel ve yerel yönetimlerde yer almaları ülkemizin geleceği açısından önemlidir. Kadınların güven ve huzur içinde yaşadığı bir ülke yaratmak,  hepimizin görevidir.

Medyaya da şiddetle mücadelede önemli bir rol düşüyor. Medya, şiddet konusunda toplumsal farkındalık arttıracak daha fazla habere yer vermeli ve televizyondaki programlardan haberlere kadar tüm yayınlarında şiddeti meşrulaştıracak yada mazur gösterecek dilden kaçınmalıdır

Projelerimizle toplumu bilinçlendirerek, aile içi şiddetin kadınlara, çocuklara karşı olumsuz etkilerini  azaltmayı ve kadınları güçlendirmeyi, çocukları bilinçlendirmeyi Isparta Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonumuz hedeflemiştir.

Sözlerimi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözüyle noktalamak istiyorum:

“Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir.”

 

                                                                    ISPARTA BAROSU

                                                    SORUMLU YÖNETİM KURULU ÜYESİ

                                         KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU BAŞKANI

                                                                 AV. ARZU ELMA BENLİ

 

 

TÜBAKKOM   

8 MART “DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ” 

BASIN AÇIKLAMASI

 

     ZAMAN; CUMHURİYET DEVRİMLERİ VE KADININ İNSAN HAKLARI KAZANIMLARINA SIKI SIKI SARILMA ZAMANIDIR.       

            Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu olarak tüm kadınlarımızı 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde; kazanılmış haklarımıza sahip çıkmaya; taleplerimizi ısrarla takip etmeye çağırıyoruz.

                8 Mart, tüm dünyada emekçi kadınların; kendilerini ailede, toplumda, siyasal, sosyal ve ekonomik alanlarda eşit birey olarak görmeyen çağdışı zihniyetlere omuz omuza mücadele içinde karşı çıktığı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için gereken kültürel, eğitimsel ve yasal çalışmaların yapılması taleplerini dile getirdiği mücadele ve dayanışma günüdür.

       Dünyada şiddetin, yoksulluğun ve eşitsizliğin artmasına neden olan sistemi sorgulamadan ve değiştirmeden, kadına yönelik ayrımcılığın ve kadın sorunlarının ortadan kalkmasının mümkün olmadığı bilincindeyiz.

            Bu nedenle insanları yoksulluğa iten, eşitsizliğe ve şiddete yol açan bu sömürü düzenin de değişmesi, kadın sorunlarına çözüm için önemli bir aşama olacaktır.

             Nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınlarımız ne yazık ki aynı oranda eğitim, istihdam olanaklarına sahip olmamakta; yönetim mekanizmalarında, siyasal yaşamda ve karar alma organlarında temsil edilmemektedirler.

            Buna; aile içinden başlayarak, toplumun her alanında var olan cinsiyet ayrımcılığı ve cinsiyet eşitsizliğine yol açan politikalar neden olmaktadır.

            Tarihsel, kültürel, dinsel bir takım gerekçelerle kadınlarımız; eğitimden, iş hayatından, toplum yaşantısından ve birey olmaktan alıkonulmaktadır. Kadının birey olmasını engelleyecek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yol açacak politikalara karşı çıkmak hepimizin öncelikli görevidir.

            Ülkemizde; Toplumsal cinsiyet eşitliği her alanda var olmaya devam ederken; kadına ve çocuklara yönelik şiddet ve cinsel istismarlar sistematik olarak artarken; kadına  - çocuğa karşı şiddetin önlenmesindeki etkisini çok önemli bulduğumuz 6284 Sayılı Yasanın, İstanbul Sözleşmesi’nin ve nafakanın kaldırılmasına yönelik yasal değişikliklere gidilme taleplerinin yoğunlaşmasını endişeyle izlemekteyiz.   

            Hak savunucusu olarak bizler yasalarımızın uygulanması noktasındaki eksikliklerin giderilmesini talep ederken; siyasal zeminin uygun olduğu düşüncesi ile organize edilen hareketlerin ve oluşan baskıların yasa yapıcılar üzerinde etki sağlamaması gerektiğini önemle ifade ediyoruz.       

          Kadına yönelik şiddet ve istismarın artmasında bu yasal düzenlemelerin hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Tam tersi yasal düzenlemelere rağmen, uygulamaya geçirilmeyen toplumsal değişim politikalarının; eğitim müfredatındaki toplumsal cinsiyet rollerindeki eşitsizliklerin, dini referanslarla kanuni düzenlemeler yapılması çalışmalarının, 12 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimden vazgeçilmesinin, kadına yönelik haberlerde medyanın kullandığı eril dilin, kadının asıl görevinin annelik olduğu, yerinin ev olduğu ve sadece aile içinde yer alması gerektiği yönündeki dilin ve baskının, aile kavramı kullanılarak kadının kimliğinin annelik ve aile içinde tanımlanması çabalarının, kadına karşı şiddeti ve kadın sorunlarını arttırdığı ortadadır.

            Uzun mücadeleler sonucunda edinilen kadın kazanımlarının ve kadın haklarının geriye götürülmeye çalışılması karşısında sessiz kalmamız mümkün değildir. 

            Bu nedenle son aylarda tartışmaya açılan nafaka, 6284 sayılı Yasa ve İstanbul Sözleşmesi konularında geri adıma yol açacak yasal düzenlemeler yapılmamalıdır. Kadına yönelik şiddete ve Aile Mahkemelerinin görevli olduğu alanlarda ve davalarda arabuluculuk ve uzlaştırma yöntemleri kabul edilmemelidir.

            Politik, medyatik ve dini alanlarda kullanılan dilin erilleşmesinin önü kesilmelidir. Kadınlara siyasal, sosyal ve ekonomik alanda yer açacak şekilde toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları derhal uygulamaya geçilmelidir. Kadınlara toplumsal hayatın dışına iten cinsiyetçi ve ayrımcı politikalardan ve uygulamalardan vazgeçilmelidir. Kadını sadece ailenin parçası olarak gören politik, kültürel anlayış değiştirilmeli, kadının eşit ve özgür birey olarak yetiştirilmesine ve kabul edilmesine yol açacak politikalar uygulanmalıdır. 

            Bizler, Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM) üyeleri olarak; kadının insan haklarını ihlal eden, toplumsal cinsiyet ayrımına yol açan, kadının her alanda eşit temsilini engelleyen, kadına fırsat eşitliği sağlamayan her türlü girişime, zihniyete karşı çıktığımızı, Cumhuriyet devrimlerinin kazanımlarından ödün verilmeyeceğini belirterek; kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kalktığı, kadının eşit ve özgür bir birey olarak var olduğu bir Türkiye ve Dünya için mücadelemizi ve dayanışmamızı sürdüreceğimizi, kadın haklarımızın teminatı olan laik Cumhuriyetimize ve Atatürk devrimlerine bağlılığımızı bir kez daha kamuoyuyla saygılarımızla paylaşıyoruz.

                                                                                                      AV. SİBEL SUİÇMEZ

                                                                              TRABZON BARO BAŞKANI

                                                                         TÜBAKKOM 14. DÖNEM SÖZCÜSÜ

Av.Ünsal Çankaya
Baro Başkanı
20-05-2019 - 14:19:45

MESLEKTAŞIMIZ; AV.ORHAN ERDAL'IN BABASI VEFAT ETMİŞTİR. MERHUMA ALLAH'TAN RAHMET YAKINLARINA BAŞSAĞLIĞI DİLERİZ. 

20-05-2019 - 14:17:08

MESLEKTAŞIMIZ AV.HASAN HÜSEYİN UMUTLU'NUN  ALPTUĞ ADINI VERDİKLERİ ERKEK BEBEĞİ DÜNYAYA GELMİŞTİR. MİNİK BEBEĞİMİZE HOŞGELDİN DER, MESLEKTAŞIMIZA TEBRİK DİLEKLERİMİZİ İLETİRİZ.

Avukat Sorgula
ISPARTA BAROSU BARO BAŞKANI SEÇİMLİ OLAĞANÜSTÜ GENEL KURULUMUZ YAPILDI
10 KASIM ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANMA GÜNÜ
2018/2019 STAJ EĞİTİM MERKEZİ AÇILIŞ PROGRAMI.

BARONET CMK ATAMA SİSTEMİ Uzman Vergi | En kolay muhasebe , tek tıkla vergi beyanı Deniz Bank Ulusal Baro Ağı Projesi Baro Kart