8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMALARI
06-03-2020
224

     T.C.

       ISPARTA BAROSU

                                    KADIN HAKLARI KOMİSYONU BAŞKANLIĞI                                            

BİR GÜN DEĞİL, TARİHTE KADIN  OLMAK

 

Sözlerime   Vatan uğruna canını feda eden ,Vatan toprağının asıl sahipleri  aziz şehitlermizi rahmetle anıyor ,gazilerimize Rabbimden şifalar diliyor,ailelerine şükranla  sabırlar dileyerek başlıyorum.

Zorlukları aşıp, yokluklara göğüs gerip vatanına, toprağına sahip çıkan isimlerini tarihe yazdırmış, Mehmetcik yetiştiren Anadolu kadını;Nene Hatunlar, Kara Fatmalar..  Sizleri de sevgi ve rahmetle anıyoruz.                   

Kadın; sadece anneliğiyle değil; bir birey olarak da görülmeli ve tek bir kimliğin içinde tanımlanmamalıdır. Çünkü kadın, sahip olduğu bütün rollerin yer aldığı zengin bir tanımın içinde hayat bulabilir ve gerçek değerini kazanabilir  Bu bir farkındalık günüdür ve kadınlarımızın değeri sadece bir güne sığdırılamaz. Kadına, insana veya bazı değerlere kıymet vermek, her şeyden önce insanî, ahlaki ve vicdanîdir. Kısacası insanlığın gereğidir.

Ne yazık ki her gün yüzlerce kadının psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğü, öldürüldüğü ya da tecavüz edildiği bir dünyada yaşarken, yapabileceğimiz en önemli şey,  çocuklarımızı doğru bir bilinçle yetiştirmek, onların bu konuda farkındalığını ve duyarlılığını artırmaktır. Ancak bu şekilde daha bilinçli bir toplum haline gelebiliriz ve doğru yönde ilerleyebiliriz. 

Umutla başladığımız yolda maalesef yeni kayıplar veriyoruz. Yine kadınlarımız en yakınlarından zarar görüyorlar. Kadın hakları gününde dahi kadınların uğradığı şiddet ve can kayıpları haberlerde yer alıyor. Bu konuda adalet, siyaset ve basının el ele verip istikrarılı bir şekilde mücadeleyi bırakmaması mutlak zorunluluktur.

Kadına zarar vermek, kadına şiddet uygulamak sadece fiziksel ya da psikolojik olarak zarar vermek anlamına gelmemeli. Yaşanan şiddete, tecavüze, tacize, uygulanan psikolojik baskıya sessiz kalmak da şiddettir. Kadına zarar vereni korumak, görmezden gelmek hatta yok saymak da şiddettir.  Bu konudaki en önemli sorun, kadına yönelik şiddet konusunda toplumda bir duyarlılığın olmaması, şiddetin doğal karşılanması ve şiddet olgusunun temel insan haklarının ihlali olduğunun farkına varılmamasıdır.

Kadına yönelik şiddet ile kadının eğitime, çalışma hayatına ve siyasete katılımındaki engeller sadece kadın sorunu değil, "toplum sorunu’dur. Ortak amacımız, nüfusun yarısını oluşturan kadınları diğer yarısı ile eşit konuma getirmek için çözümler geliştirmek olmalı. Kadınların gücünü hayatın her alanına eşit katmalıyız.

Anayasa’nın 10. Maddesinde “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” hükmü ile  kadın yasal olarak güçlendirilmiştir. Kız çocuklarımızın eğitimine verilen önem ve yapılan yatırım, yarının güçlü toplumu ve üretken ekonomisini mümkün kılacaktır.

Çalışma yaşamı başta olmak üzere her alanda çeşitlilik önemlidir çünkü farklılıklar engel değil, başarı demektir. Cinsiyet eşitliği sağlanmış bir çalışma yaşamının çok daha demokratik, rekabetçi ve başarılı olacağına inanıyoruz.

Siyasetin kadınların potansiyeline, enerjisine ve bakış açısına ihtiyacı var. Kadınların genel ve yerel yönetimlerde yer  almaları ülkemizin  geleceği açısından önemlidir.Kadınların güven ve huzur içinde yaşadığı bir ülke yaratmak,  hepimizin görevidir.

Medyaya da şiddetle mücadelede önemli bir rol düşüyor.Medya ,şiddet konusunda toplumsal farkındalık  arttıracak daha fazla habere yer vermeli ve televizyondaki programlardan haberlere kadar tüm yayınlarında şiddeti meşrulaştıracak   yada mazur gösterecek dilden kaçınmalıdır.

Isparta Barosu   Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu olarak hakların korunarak geliştirilmesi çalışmalarının her zaman içinde ve takipçisi olacağımızı,.ayrıca   kadın cinayetlerini durdurmak için  atılması gereken her türlü adıma destek olacağımızı ,cinayet faillerinin en yüksek cezayı alabilmesi için dosyaların takipçisi olduğumuzu saygılarımızla bildiririz.

 

ISPARTA BAROSU

YÖNETİM KURULU ÜYESİ

KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU BAŞKANI

AV. ARZU ELMA BENLİ

 

TÜBAKKOM

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

BASIN AÇIKLAMASI

 

   ­CUMHURİYET DEVRİMLERİ VE KADININ İNSAN HAKLARI KAZANIMLARINDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ.

 

8 Mart 1957 yılında Amerika’da kadın işçilerin düşük ücretleri, uzun çalışma saatleri ve insanlık dışı çalışma koşulları nedeniyle başlattıkları grevde 129 kadın işçinin yakılarak öldürülmesiyle başlayan süreç kadınların; eşitlik, özgürlük mücadelesinin simgesidir.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü; tüm dünyadaki emekçi kadınların; kendilerini ailede, toplumda, siyasal, sosyal ve ekonomik alanlarda eşit bir birey olarak görmeyen zihniyetlere karşı dayanışma ruhuyla hareket ederek; toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadının insan haklarının ihlal edilmesinin ortadan kaldırılması için gerekli eğitim, kültür, ekonomik ve yasal alanda çalışmalar yapılması taleplerini dile getirdikleri MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜDÜR.

Bugün yürütmekte olduğumuz mücadelede çok daha fazla dayanışmaya ihtiyacımız vardır. Kadınlar olarak bizler başka bir dünyanın mümkün olabileceği çığlığını omuz omuza atmak durumundayız.

Maalesef dünyada eşitsizlik, yoksulluk, şiddet ve savaşlar giderek artmaktadır. Bizler savaşı, yoksulluğu, eşitsizliği, şiddeti arttıran sistemi sorgulamadan ve değiştirmeden kadının insan haklarının ihlalinin ortadan kaldırılamayacağının bilinciyle, insanları yoksulluğa iten, eşitsizliğe, şiddete ve savaşa yol açan bu sömürü düzeninin değişmesi gerektiğinin bilincindeyiz.

Ülkemizde toplumumuzun yarısını oluşturan kadınlarımız ne yazık ki eşit bir şekilde eğitim ve istihdam olanaklarına ulaşamamakta, kültürel ve siyasal alanda yeterince temsil edilememektedirler. Kadınlarımızın büyük çoğunluğu mülksüz, yoksul ve emekçidir.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yaygın olması toplumsal ilerlemenin önündeki en önemli engeldir. Aile içinden başlayarak kamusal alana yayılan cinsiyet ayrımcılığı ve cinsiyet eşitsizliğine neden olan politikalar, kadının insan haklarının ihlalinde başrol oynamaktadır.

Kadının özgür bir birey olması kültürel, tarihsel ve dinsel gerekçelerle engellenemez. Bu gerekçelere dayanılarak kadınlarımız eğitim hakkından, iş hayatından, toplumsal yaşamdan uzaklaştırılamaz.

Kadınların ev içinde harcadıkları ücretsiz emeğin yok sayılması engellenmelidir. Kadın emeğinin görünür olması sağlanarak, ekonomik olarak değerlendirmeye alınması gerekmektedir. Aile bireylerinin bakımını ve ev işlerinin yapılmasını kadının görevi olarak kabul eden, devlet politikasından vazgeçilmeli, ücretsiz bakım ve ev işleri kamu hizmeti olarak devlet tarafından sağlanmalı ve bunun içinde alt yapı oluşturularak sosyal koruma politikaları oluşturulmalıdır.

Eğitimde fırsat eşitliği sağlanarak, kadınların eğitime erişimleri sağlanmalıdır. Kız çocukların eğitimlerini bırakmalarına yol açan 4+4+4 sistemi terk edilmelidir. Yine istihdam alanında kadınların önündeki engeller kaldırılmalı ve kadının ekonomik bağımsızlığına yol açacak istihdam politikaları oluşturulmalıdır.

Kadınların siyasi, ekonomik ve sosyal hayatın karar alma süreçlerine etkin ve eşit biçimde katılmaları için eşit fırsatlar tanınmalıdır.

Kadına karşı gerek politikada, gerek medyada gerekse dini alanda kullanılan dilin erilleşmesi önlenmelidir. Laiklik ilkesinden uzaklaşılmasının en olumsuz etkileri kadınların üzerinde hissedilmektedir. Bu nedenle Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden uzaklaşılmamalı, demokratik, laik bir sosyal devlette kadının eşit ve özgür bir birey olduğu devletin tüm kurum ve kuruluşları tarafından içselleştirilmeli ve kadın haklarına aykırı hiçbir söylem ve eyleme izin verilmemelidir.    

Ülkemizde son yıllarda kadına karşı şiddet ve kadın cinayetlerinin sayısı hızla artmaktadır. Kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile doğrusal ilişkisi olup, toplumsal cinsiyet eşitsizliği önlenmeden şiddetin de ortadan kalkmayacağı açıktır.

Kadına karşı şiddetin önlenmesinin ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının güvencesi olan 6284 sayılı yasaya, İstanbul Sözleşmesi’ne ve nafaka hakkına karşı son yıllarda yürütülen haksız propagandayı endişeyle izliyoruz. Hak savunucusu olarak bizler; yasalarımızın uygulamadan kaynaklı sorunlarının çözümünü talep ederken, kadını özgür bir birey olarak kabul etmeyen zihniyetin planlı ve sistematik olarak siyasi zeminin uygun olduğunu düşünerek nafakanın kaldırılması ve İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 sayılı yasanın kaldırılması yönünde yarattıkları politik baskılarını görmekteyiz. Siyasilerden talebimiz siyasi baskıya direnerek,  kadının insan haklarının ihlal edilmesine yol açacak kadın kazanımlarını geriye götürecek hiçbir yasal değişikliğe imza vermemeleridir.

Kadına yönelik şiddetin varlığında ve Aile Mahkemeleri’nin görevli olduğu alanlarda ve davalarda arabuluculuk ve uzlaştırma alternatif çözüm yöntemleri kabul edilmemelidir.

Kadınları toplumsal hayatın dışına iten ayrımcı ve cinsiyetçi politikalardan vazgeçilerek, kadını sadece ailenin bir parçası olarak gören, özgür birey olduğunu kabul etmeyen politik ve kültürel anlayış değiştirilmeli, kadınlara siyasal, sosyal ve ekonomik alanda yer açacak toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları samimiyetle uygulanmaya geçilmelidir. Kamu Kurum ve Kuruluşları cinsiyet temelinde ayrımcılık yapmama ve eşitliği uygulamak için mekanizmalar oluşturmalı ve düzenlemeler yapmalıdır. Kadınlara karşı her türlü ayrımcılık sonlandırmalı, toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanarak, kadının toplumsal konumu güçlendirilmelidir.

Uzun mücadeleler sonucunda elde edilmiş kadın hakları kazanımlarından vazgeçme çalışmalarına karşı sessiz kalmamız beklenmemelidir. Hak savunucu olarak bizler kadının İnsan Hakları mücadelemizi dünden daha büyük bir inançla ve dayanışmayla sürdürmeye kararlıyız.

Bizler, Türkiye Kadın Hukuku Komisyonu ( TÜBAKKOM ) üyeleri olarak; Cumhuriyet Devrimleri sonucunda ve mücadelelerimizle elde edilen kadın hak ve kazanımlarından geriye götürmeye yönelik her türlü zihniyetin, söylemin, girişimin karşısında olacağımızı, kadına karşı ayrımcılığın ortadan kalktığı, kadının eşit ve özgür bir birey olarak var olduğu, kadının insan haklarının ihlal edilmediği, barışın ve özgürlüğün var olduğu bir Türkiye ve Dünya için; kadın haklarının teminatı olan Atatürk Devrimlerine ve Laik Cumhuriyeti’mize bağlılıkla, mücadelemizi ve dayanışmamızı sürdüreceğimizi kamuoyuyla saygılarımızla paylaşıyoruz. 05.03.2020

 

                    TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ KADIN HUKUK KOMİSYONU

                                                        ( TÜBAKKOM )

Av.Ünsal Çankaya
Baro Başkanı
03-03-2020 - 12:53:09

MESLEKTAŞIMIZ AV.İBRAHİM AKSOY'UN ERKEK BEBEĞİ DÜNYAYA GELMİŞTİR. MİNİK BEBEĞİMİZE HOŞGELDİN DER, MESLEKTAŞIMIZA TEBRİK DİLEKLERİMİZİ İLETİRİZ.

03-03-2020 - 12:52:15

YALVAÇ AVUKATLARIMIZDAN MESLEKTAŞIMIZ AV.UMMAHAN KORKMAZ'IN BABASI VEFAT ETMİŞTİR. MERHUMA ALLAH'TAN RAHMET YAKINLARINA BAŞSAĞLIĞI DİLERİZ. 

Avukat Sorgula
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ÇELENK SUNMA VE BASIN AÇIKLAMASI
KADES UYGULAMASI
ISPARTA BAROSU KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU BAŞKANLIĞIMIZIN KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI FARKINDALIK AMAÇLI VİDEOSU

BARONET CMK ATAMA SİSTEMİ Uzman Vergi | En kolay muhasebe , tek tıkla vergi beyanı Deniz Bank Ulusal Baro Ağı Projesi Baro Kart